Z Kuşağı ve Romantik İlişki: Modernleşme mi Yozlaşma mı?

2024’ün ilk dedikodu bombası Serenay Sarıkaya’nın son dönemin popüler şarkıcılarından Mert Demir’le yaşadığı aşk oldu (kendileri deneme döneminde olduklarını söyleseler de).

Çoğunluk bu ilişkinin yazı görmeyeceği fikrinde. Başka bir bomba da Melisa Döngel’den geldi. “Arkadaşımın sevgilisiyle birlikte olabilirim” dedi, yer yerinden oynadı.

Dikkat ederseniz, tek gecelik ilişkilerin, iki dakikalık sevişmelerin, birbirinin sevgililerini ayartmanın, “adını henüz koymadık”ların ve sosyal medyanın getirdiği cinsel devrimin yaşandığı bir dönemdeyiz.

X kuşağından Z kuşağına gelene kadar toplumsal yapılarda o kadar değişiklik yaşandı ki bunun ilişkilere yansımaması mümkün değil. Z kuşağı (kabaca 1997 ile 2012 yılları arasında doğanlar) tamamen dijital çağda sosyal medya ile büyüyen ilk nesil. Onlar için aşk ve sadakatin anlamını yitirdiğinin farkındayım. Nasıl farkında olmam. Teknolojinin modern ilişkilerin görünümünü değiştirmesi üzerine kitap yazdım:)

Z kuşağının önemli bir kısmı uzun vadeli taahhütler vermekten çekiniyor çünkü ebeveynlerinin neslinin yüksek boşanma oranları ve zorlu ilişkilerle mücadele ettiğine tanık oluyorlar. Bu maruz kalma, bağlılık korkusunun yanı sıra, herhangi bir tür bağlılık gerektirmeyen gündelik flörte yönelik bir eğilime de katkıda bulunuyor. Tabii ki sosyal medyada başkalarının hayatlarının farklı versiyonlarına sürekli maruz kalmak, yanlış beklentilerin gelişmesine yol açabiliyor ve diğer insanlarla gerçek etkileşimler kurmayı zorlaştırabiliyor.

Anlık tatmin kültürü aşkı ve sadakati zedeliyor

Sosyal medyada neler mi var? Kendi hayatlarını başkalarının mükemmel görünen hayatlarıyla karşılaştıranlar kıskançlık içinde endişeli ve dışlanmış hissedebiliyor. Bir nevi “geride kalmamak” için hazır olmadığı veya içten tasvip etmediği ilişkileri kabullenmiş görünebiliyor. İlişkilerinde aşkın ve sadakatin yerine maddi imkanları koyabiliyor. Geleneksel flört çizgileri bulanıklaşıyor. Bağlılığın yerini seri yaşanan tek gecelik ilişkiler alabiliyor. Ayrılırken de herhangi bir açıklama yapmadan iletişim aniden kesilebiliyor. Bir çevrimiçi flört uygulamasını her açtığınızda sonsuz bir seçenek yelpazesi görüyorsunuz. Dikkat edin, anlık tatmin kültürü yaratılıyor.

İstatistikler bu kültürün ne kadar büyük hızla yaygınlaştığının aynası. Türkiye’de Gemius Audience’ın Ocak 2022 ayını kapsayan verilerine göre online flört uygulamalarına erişen kullanıcı sayısı 7.4 milyonu aşıyor. Diğer bir deyişle, Türkiye’de internete giren her 100 kişiden 12’si Ocak ayında online flört uygulamalarını kullanıyor. Z kuşağı için çevrimiçi buluşma tuhaf ya da alışılmadık bir şey değil. Bu sevgili bulmanın gayet geçerli bir yolu.

Bankacılıktan çöpçatanlığa

Bu durum muhafazakar kesimi de etkiliyor. Londra’da geçirdiğim vakit sırasında otobüs duraklarından metro istasyonlarına kadar
muzz.com isimli sitenin reklamları ile karşılaştım. Merak edip araştırdığımda özellikle evlenmek amaçlı tanışmak isteyen Müslüman’lara yönelik 4 milyon kullanıcısı olan, eski bir Müslüman Morgan Stanley bankacısı tarafından kurulan bir site ile karşılaştım. Bu sitenin diğerlerinden en büyük farkı bir online sohbet sırasında İslami özelliklere uygun olarak refakatçi anlamında üçüncü bir kişinin bulunabilme özelliği. Bu tecrübe bana şunu gösterdi: Online flörtü sadece belirli bir kesime yönelik düşünmek doğru değil.

Örneğin, Müslüman arkadaşlık siteleri bekar Müslümanların inançları dahilinde flört etmelerini ve dünyayı aynı şekilde gören bir eş adayı bulmalarını hiç olmadığı kadar kolaylaştırıyor.

Örf ve adetler DNA’mızda var

Bu dijital gelişmelerle sanki iki uca ayrıldık. Bir uçta modernleşme uğruna yozlaşmayı marifet sayan bir grup var. Diğer uçta ise halen ilişkileri eski usul örf ve adetlerle yürütenler. Geçenlerde katıldığım bir TV programında bana Z kuşağının evliliklere önem vermediği, evlenmeden beraber yaşadığı, tek gecelik ilişkilere sıcak baktığı söylendiğinde bu nedenle itiraz ettim. Bizim ülke olarak DNA’mıza işlemiş dini ve sosyal örf ve adetlerimiz olduğunu belirttim.

Sosyal medya etkisi ile yayılan bu yeni ilişki formatlarının asla tüm Türkiye’ye genelleştirilemeyeceği fikrindeyim. Zaten muhafazakar aileler ve daha modern görüşlü ailelerin yaşadığı çatışmaları anlatan ‘Kızılcık Şerbeti’ veya seküler bir Atatürkçü olan Levent (Özcan Deniz) ve mutaassıp bir tarikatın içinde yaşayan Meryem’in (Özgü Namal) kaderlerinin kesişmesini anlatan ‘Kızıl Goncalar’ gibi dizilerin bu kadar konuşulmasının bir nedeni de bu.

Sonuç olarak bu iletişim olanaklarının varlığını reddedemeyiz. Bu gelişmelerin içindeyiz ve aşk oyunu buna göre kuruluyor. Z kuşağı “Ben kaygılı bir bağlanma stilindeyim” gibi bir dil kullanıyor. Bu farkındalıkları iç gözlem yaparak elde etmiyor, terapistlerin bağlanma stillerini ve sağlıklı ilişki ipuçlarını tartıştığı TikTok gibi sosyal medya uygulamalarında görüyor. Sosyal medya diyetisyenlerin Victoria Secret modeli gibi giyindiği, terapistlerin cinsel güç yağı sattığı bir platform. Ne demişler, “Kılavuzu karga olanın burnu pislikten kurtulmaz”:)